Anlatım Bozuklukları

Bu konu 03 Nis 2012 Sal 13:39 tarihinde tarafından eklendi.
mm
Anlatım Bozuklukları

Kategorilere geri dön.

Bu üniteyi tamamladığımızda anlatım bozuklukları hakkında aşağıdaki sorulara yanıt verebileceğiz.
• Doğru bir anlatım nasıl olur?
• Anlatımı bozan kusurlar nelerdir?
• Anlatım bozukluklarının sebepleri nelerdir?








 

 
 
Hızlı Menü

- Anlamla İlgili Anlatım Bozuklukları
- Dil Bilgisi İle İlgili Anlatım Bozuklukları

ANLATIM BOZUKLUĞU
İnsanların duygu ve düşüncelerini paylaşmak için kullandıkları en önemli iletişim aracı dildir. Dilin sosyal ve bireysel işlevlerini tam olarak yerine getirmesi için anlatılmak istenen düşüncelerin açık, yalın ve anlaşılır bir şekilde dile getirilmesi gerekir. Hem yazılı hem de sözlü anlatımda sözcüklerin yerli yerinde kullanılması, gereksiz ifadelerden kaçınılması, birden fazla anlama gelecek kullanımlara başvurulmaması iletişimin daha etkili biçimde gerçekleşmesini sağlar. Eğer konuşmada ve yazıda açıklık, yalınlık ve anlaşılırlık yoksa ortada bir anlatım bozukluğu var demektir. Nitelikli bir cümle anlatım ilkelerine uygun olmalıdır. Buna göre anlatım ilkelerinin başında “duruluk” ve “açıklık” gelir.
DURULUK
Bir cümlede gereksiz sözcüklerin kullanılmamasıdır. Duruluk, iletilmek istenen düşüncenin doğrudan doğruya aktarılmasını gerektirir. Duru anlatıma sahip bir cümleden herhangi bir sözcüğün çıkarılması anlamı bozar.
AÇIKLIK
Bir cümlenin, anlatılmak istenen düşünceyi tereddüt ve karışıklığa meydan vermeyecek şekilde tam olarak dile getirmesine açıklık denir. Bir cümle farklı kişilerce farklı anlaşılıyorsa o cümlenin anlamca açık olduğunu söylemek mümkün değildir.

Anlatım bozuklukları, anlam bakımından ve yapı (dil bilgisi) bakımından bozukluklar olmak üzere ikiye ayrılır.

A. ANLAMLA İLGİLİ ANLATIM BOZUKLUKLARI
1. Gereksiz Sözcük Kullanımı
Aynı anlama gelen, aynı görevi karşılayan söz veya söz öbeklerinin bir cümlede birlikte kullanılmasından doğan anlatım bozukluğudur. Bu tür cümlelerde aynı anlama gelen sözlerden biri çıkarıldığında cümlenin anlamında daralma ya da eksilme olmaz.
Gereksiz sözcük kullanımı iki farklı şekilde görülebilir
a. Aynı anlama gelen söz veya söz öbeklerinin birlikte kullanılması:

• Geçmişteki hatıralarımdan yola çıkarak bu öyküleri yazdım.
• O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum.
• Dün gece uyurken gördüğüm rüyanın gizemli bir işaret olduğunu düşünüyorum.
• Bundan sonra eline mikrofon alan herkesle röportaj yapmam artık.
• Onlar da beş yıldır karşılıklı mektuplaşıyorlar.
• Ülkemizin bu yılki ekonomik ve iktisadi kalkınması Avrupa Parlamentosu’nda da gündeme geldi.

b. Aynı anlama gelen bir ek ile bir sözün birlikte kulla-nılması:
Aşağıdaki örneklerde aynı anlamı karşılayan ekler ve sözcükler koyu renkle belirtilmiş, cümleden atılması gereken ek veya sözcüklerin altı çizilmiştir.
• Bu saatte oraya yalnız gidemem; seninle birlikte gitmek istiyorum.
• Türkçede Arapça ve Farsça dillerinden gelmiş sözcükler vardır.
• Kış gelmeden önce evin tüm ihtiyaçlarını gidermeliyiz.
• Gönderdiğim yazıyı sanırım henüz okumamış olmalı.
• Bu durum, aldığımız başarısız sonuçlardan dolayı kaynak-landı.

2. Anlamca Çelişen Sözlerin Bir Arada Kullanılması
Farklı durum veya duyguları dile getiren sözlerin cümlede birlikte kullanımından doğan anlatım kusurudur. Çelişen sözler arasında genellikle kesinlik-olasılık yönünden bir anlam zıtlığı bulunur. Bu anlatım bozukluğu gereksiz söz-cük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğuyla hemen hemen aynıdır. Ancak burada sözcük fazlalığının yanı sıra bir de birbirine zıt ifadeler bulunur. Aşağıdaki örneklerde birbiriyle çelişen sözlerin altı çizilmiştir.
• Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar almış olmalısınız.
• Hiç kuşkusuz o da bizimle gelmek isteyebilir.
• Kesin onunla birlikte gitmiş olabilirler.

3. Sözcükleri Yanlış Anlamda Kullanma

• Yüzmeye olan merakı ve ilgisi, onun su topu takımında başa-rılı olmasına neden oldu.
“Neden olmak” olumsuz durumlar için kullanılır. O halde “neden oldu” yerine “sağladı” sözünün kullanılması daha uygun olur.
• Vapur fiyatlarına yapılan zam vatandaşlar tarafından tepkiyle karşılandı.
“Fiyat” satın almanın, “ücret” ise hizmetin bedelidir. Burada hizmet söz konusu oldu¬ğu için “vapur ücretlerine…” denmeliydi.

4. Birbiriyle Karıştırılan Sözcükler
Benzer durumları ifade etmek için kullanılan ve ses benzerliğinden dolayı birbirini çağrıştıran sözcüklerden birinin diğeri yerine kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.
• Borudaki kaçamağı fark edince hemen doğal gaz dağıtım şirketini aradım.
• Bunca emeğine ve özverisine karşılık, bir türlü kimseye yaranamıyordu.
• Yaşantısının son yıllarını doğduğu kasabada geçirmek istiyor.
• Ağacın boyutu çok yüksekti.
• Kendine özgün bir sesi var bu çocuğun.

5. Sözcükleri Yanlış Yerde Kullanma
Nitelikli bir anlatımda cümlenin anlatmak istediği düşünce açık bir şekilde ifade edilmeli, sözcükler yerli yerinde kullanılmalıdır. Söz diziminde uyulması gereken en önemli kural, sözcüklerin yapısal ve anlamsal yönden bir çırpıda anlaşılabilecek şekilde yerleştirilmesidir. Yerinde kullanılmayan bir söz, cümlenin anlamını değiştirebilir.
• Seda’nın sınıf başkanlığı otuza karşı on iki oyla reddedildi.
Bu cümleye göre Seda’nın başkanlığı on iki oyla reddedilmiş oluyor. Oysa anlatılmak istenen otuz oyla reddedildiğidir. Cümle şöyle olmalıdır: “Seda’nın sınıf başkanlığı on iki oya karşı, otuz oyla reddedildi.”
• Fakülteyi bitirince doktor olarak doğduğu kasabada çalışmaya başladı.
Bu cümleden sözü edilen kişinin hem “doktor olarak doğduğu” hem de doğduğu kasabada doktor olarak çalıştığı” anlamı çıkarılabilmektedir.

6. Mantık ve Sıralama Yanlışlıkları
Bütün cümlelerde anlam belirli bir sırayı izleyerek oluşur. Bu sıralama yanlış yapıldığında anlatım bozukluğu oluşur. Bu sıralamalarda yapılan yanlışlıklar genellikle öncelik-sonralık, azlık-çokluk, önemlilik-önemsizlik ya da daha az önemlilik sıralamasında kendini göstermektedir.
• “Bu yazıyı değil okumak, anlamak bile imkânsızdı.”
Bir yazıyı anlamanın zorluk derecesi o yazıyı okumaktan daha fazladır. O halde sıralamada ilk önce “anlamak” sonra “okumak” gelmelidir. Cümlenin doğru şekli şöyledir: “Bu yazıyı değil anlamak, okumak bile imkânsızdı.”
• Bu hastalıktan sonra, kısa bir mektup yazmak şöyle dursun, roman bile yazamıyorum.
Roman yazmak mektup yazmaktan daha ağır bir iş olduğu için sıralamada ilk önce dile getirilmelidir. Cümle, “Bu hastalıktan sonra roman yazmak şöyle dursun, kısa bir mektup bile yazamıyorum.” şeklinde düzeltilebilir.
• Bildiğim ve bilmediğim her şeyi çocuklarıma öğretmek istiyo-rum.
Bildiklerimizi öğretebiliriz ama bilmediklerimizi öğretemeyiz.

7. Deyimlerin Yanlış Kullanılması
Bir olay ya da durumu anlatan, kalıplaşmış sözler olan deyimlerin cümlenin anlamına uygun olarak kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açmaktadır.
• Sınavı kazanamadığını öğrenince etekleri zil çaldı, kara kara düşünmeye başladı.
Yukarıdaki cümlede geçen “etekleri zil çalmak” deyimi çok sevinmek, mutlu olmak anlamını karşılar. Ancak cümle böyle bir anlama uygun değildir. Cümledeki anlamı karşılayacak en uygun deyim “telaşlanmak, korkmak” anlamına gelen “etekleri tutuşmak”tır.
• Sınavın iptal edildiğini örenince üzüntüden yüreğime iniyordu.
“Yüreğine inmek” deyimi bir olay ya da durum karşısında çok korkmak anlamında kullanılır. Oysa bu cümlede anlatılan duygu korku değil, üzüntüdür.

 

 
 
Hızlı Menü

- Anlamla İlgili Anlatım Bozuklukları
- Dil Bilgisi İle İlgili Anlatım Bozuklukları

B. YAPI (DİL BİLGİSİ) BAKIMINDAN ANLATIM
BOZUKLUKLARI
Anlatımı etkili kılmanın en iyi yolu, söz dizimi bakımından sağlam cümleler kurmaktır. Başka bir ifadeyle, anlatım-daki başarımızla cümlelerin kusursuz olması ara¬sında sıkı bir ilişki vardır.

Cümle, bir yargı birimidir. Yargının net olarak anlaşılabilmesi, cümlenin ortak dilin yerleşmiş ku¬rallarına uygun olmasına bağlıdır. Bu da cümle¬deki unsurların yerinde kullanılmasıyla, ögeler arasındaki bağlantının sağlanmasıyla mümkün¬dür. Anlatım bozuklukları, bazı dil bilgisi kuralları¬nın iyi bilinmemesinden ya da göz ardı edilmesin¬den kaynaklanır. Bu bakımdan anlatım bozukluk¬larını belirleyebilmek için sözcüklerin yapıları, ya-zım ve kullanımları, tamlamaların yapılışları, nok¬talama kuralları ve cümle kuruluşları hakkında ye¬terli bilgi edinmiş olmak gerekir.

1. Özne Eksikliği
Cümlede eylem ya da yargı belirten yüklem varsa o yükle-min karşılığı olan bir özne mutlaka vardır. Yüklemin belirttiği işi, hareketi yapan unsur öznedir. Bir cümlede öznenin eksik olması anlatım bozukluğuna yol açar. Özne eksikliği genellikle yüklemi birden fazla olan cümlelerde görülür. Bu tür cümlelere sıralı ya da bağlı cümle denir. Sıralı ya da bağlı cümlelerde yüklemlerden birinin öznesinin olup ötekinin olmaması anlatımı bozmaktadır.
• Sanatı yalnızca bir estetik uğraş olarak görmüyorum; çünkü insanlıkla birlikte yeryüzüne inmiş bir ruhtur.
Cümlenin iki yüklemi vardır. İlk yüklem “görmüyorum” sözcüğüdür. Bu sözcüğe “kim?” sorusunu yönelttiğimizde “ben” gizli öznesini bulabiliriz. Ancak ikinci yüklem olan “insanlıkla birlikte yeryüzüne inmiş bir ruhtur” yükleminin öznesi olan “sanat” sözcüğü belirtilmemiştir. Bu cümleye “kim, ne?” sorularını yö-nelttiğimizde yanıt alamamaktayız. Cümledeki anlatım bozukluğu “çünkü” sözcüğünden sonra “sanat” öznesinin getirilmesiyle giderilebilir.
• Çocuklar cumhurbaşkanına çiçek verip ondan hediyeler aldılar, elindeki çiçekleri korumalarına verdikten sonra kendisi için ayrılan koltuğa oturdu.
İlk yüklem “aldılar”, ikinci yüklem “oturdu” sözcüğüdür. Birinci yüklemin öznesi “çocuklar”dır. Ancak ikinci yüklemin öznesi belirtilmemiştir. Bu anlatım bozukluğu “cumhurbaşkanı” öznesinin “elindeki” sözcüğünden önce getirilmesiyle düzeltilebilir.

2. Yüklem Eksikliği
Daha çok sıralı ve bağlı cümlelerde görülen anlatım bozukluğudur. Burada özneye uygun olan yüklemin kullanılmamasından veya öznelerin ortak yükleme bağlanmasından dolayı anlatım bozukluğu meydana gelir.

• Yazarın Ankara anılarını sen, çocukluk şiirlerini de ben oku-yayım.
Bu cümle sıralı bir cümledir ancak ilk cümlenin yüklemi belirtilmemiştir. İlk cümlenin öznesi olan “sen” sözcüğünden sonra “oku” sözcüğü gelirse her iki yüklem de belirtilmiş ve anlatım bozukluğu ortadan kalkmış olur.
• Çiftlikteki işleri babam, iş yerinin sorumluluğunu da ben üst-lenmiştim.
Cümlenin “babam” ve “ben” olmak üzere iki öznesi vardır. “Ben” öznesinin yüklemi (üstlenmiştim) belirtilmiştir. Ancak birinci özne (babam) için herhangi bir yüklem belirtilmemiştir. Cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için “babam” sözcüğünden sonra “üstlenmişti” yüklemi getirilmelidir.

3. Özne-Yüklem Uyumsuzluğu
Anlam ve ifade bakımından nitelikli bir cümlede özne ile yüklem arasında tekillik-çoğulluk, olumluluk olumsuzluk ve kişi bakımından uyum olmalıdır. Özne ile yüklem arasındaki uyumu şu başlıklar altında inceleyebiliriz.

a) Tekillik – Çoğulluk Uyumu
Eylem adları, bitki ve hayvan adları, organ adları ve zaman adları bir cümle içerisinde çoğul özne olarak kullanılırsa yüklem tekil olur. Özne insan ve çoğulsa yüklem hem tekil olarak hem de çoğul olarak kullanılabilir. Aşağıdaki örneklerde öznelerin ve yüklemlerin altı çizilmiştir.
• Okyanus tabanındaki sarsıntılar devam ediyor.
• Saatler bir an gibi geçiyordu.
• Çiçekler açıyor, kuşlar durmaksızın ötüyordu.
• Gözlerim kitabın kapağına düşülmüş küçük bir nota takıldı.
• İnsanlar banka kuyruğunda bekliyordu.
• İnsanlar banka kuyruğunda bekliyorlardı.

Çokluk anlamı taşıyan sayı sıfatları, belgisiz sıfatlar ve zamirler özne görevinde kullanılırsa yüklem tekil olur.

Birçok akademisyen bu konuda farklı düşünüyor.
Birçoğu daha önce hiç eleştiri yazısı yazmamıştı.
Herkes roman yazmanın eğlenceli bir iş olduğunu sanıyor.
Sekiz öğrenci yarışmaya katılmak istiyor.
Üç arkadaş bir köşeye çekilmiş, fısıldayarak sohbet ediyordu.

b) Kişi Bakımından Uyum
Türkçede genellikle özne kaçıncı kişiyse yüklem de o kişiye göre çekimlenir. Ancak bazı durumlarda bu uygunluk bozulur. Özne ile yüklemin kişi yönünden uygunlu¬ğunda aşağıdaki tabloda belirtilen kurallar geçer-lidir:

Özne Yüklem
Ben + Sen = Biz
Sen ve ben iyi anlaşıyoruz.
Ben + O = Biz
Ben ve o aynı sınıftayız.
Sen + O = Siz
Sen ve Ali, bu kitapları okuyun.

Bu kurallar çerçevesinde aşağıdaki cümleleri inceleyelim, bu cümlelerdeki anlatım bozukluklarını tespit edelim:
• Ben, küçük kardeşim ve sen bu konudan hiç kimseye söz etme.
• Annen, Arzu ve sen bu sabah otobüs durağındaydın.
• Bu zor soruya bizim sınıfta yalnızca ben ve Ali doğru cevap vermişti.

c) Olumluluk-Olumsuzluk Uyumu
Bu tür anlatım bozuklukları öznenin olumlu olduğu cümle-lerde olumsuz yüklem kullanılmasından ya da öznenin olumsuz olduğu cümlelerde olumlu yüklem kullanılmasın-dan kaynaklanır. Türkçede “herkes, hepsi, tümü, her biri” gibi belgisiz zamirler olumlu yüklemlerin, “kimse, hiçbiri, hiç kimse” gibi belgisiz zamirler ise olumsuz yüklemlerin öznesi olur.

• Herkes ondan nefret ediyor, yüzünü görmek istemiyordu.
Bu cümlede özne olan “herkes” sözcüğü virgülden önceki cümleye uygundur. Ancak ikinci cümlenin yüklemi (istemiyordu) olumsuzdur. Bu uyumsuzluğu gidermek için “yüzünü” sözcüğünden önce “hiç kimse” öznesi getirilmelidir.
• Bugüne kadar hiçbirimiz eğitimin toplumsal bir misyonu oldu-ğunu düşünmedik; çocuklarımızın sosyal öğrenme alanını okulun hatta sınıfın sınırları içinde tutabildiğimiz için övündük.”
Bu cümlede noktalı virgülden sonra “hepimiz” sözcüğü getirilmelidir.

d. Çatı Uyuşmazlığı
Birbirine bağlı iki cümleden birinin eylemi et¬ken, diğerininki edilgen olamaz. Özne ile yüklem uyumsuzluğunun bir bölümü de bununla ilgilidir.
Önce öyküyü okudu, sonra da özet çıkarıldı.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu yüklemle¬rin her ikisinin birden etken ya da edilgen yapıl¬masıyla giderilebilir:
-Önce öyküyü okudu, sonra da özet çıkardı.
-Önce öykü okundu, sonra da özet çıkarıldı.

4. Nesne (Düz Tümleç) Eksikliği
Sıralı cümlelerde yüklemlerden biri için kulla¬nılan nesne diğer yüklem için uygun değilse an¬latım bozukluğu meydana gelir. Bu duruma ne¬den olmamak için farklı yüklemlerin aynı nesneyi alıp alamayacağına yani “kimi, neyi?” sorularına cevap verip vermeyeceğine dikkat etmek gerekir.
• Türk romanının gelişmesini istiyorsanız, yeni sanatçılara şans tanımalı ve destek¬lemelisiniz.
Bu cümlede “ve” bağlacından sonra uygun nesnenin kullanılmaması anlatım bozukluğuna ne¬den olmuştur. “Yeni sanatçılara şans tanımalısınız.” diyebi¬liriz; ancak “Yeni sanatçılara desteklemelisiniz.” diyemeyiz. Cümle şu şekilde düzeltilebilir: “Türk romanının gelişmesini istiyorsanız, yeni sanatçılara şans tanımalı ve onları destekle¬melisiniz.”
• Romana yazmaya hiç yanaşmadım çünkü bir tecrübe ve birikim işi olarak gördüm her zaman.
Bu bağlı cümlenin bağlaçtan sonraki kısmında nesne kullanılmadığı için anlam bozulmuştur. “çünkü” bağlacından sonra “roman yazmayı” sözünün getirilmesi gerekir.

5. Dolaylı Tümleç Eksikliği
Sıralı cümlelerde yüklemlerden birinin “nereye, nerede, nereden? ya da kime, kimde, kimden? sorularına cevap bulamaması anlatım bozukluğuna yol açar.
• Zekâi, Muzaffer Bey’in çiftliğini adım adım dolaşmış, hayran kalmıştı.
Bu cümle “Zekâi, Muzaffer Bey’in çiftliğini adım adım dolaşmış, buraya hayran kalmıştı.” biçiminde yazılmalıdır.
• Böylesine ilginç konuları nasıl buluyor, nasıl renk katıyorsu-nuz?
Bu cümlede de ikinci bölümde gereken tüm¬leç kullanılmadığı için anlatım bozuktur. Cümle “Böylesine ilginç konuları nasıl buluyor, bun¬lara (böylesine ilginç konulara) nasıl renk ka¬tıyorsunuz?” şeklinde olmalıdır.

6. Ek Eylem Eksikliği
Türkçede “idi, imiş, ise” sözcükleri ek eylem olarak kullanı-lır. Bunların gerektiği yerde kullanıl¬maması anlatım bozuk-luğuna yol açar.
Ek eylem, yüklem görevli sözcük veya söz gruplarına getirildiği için ek eylemin neden ol¬duğu bozukluklar, bir bakıma yüklem yanlışı olarak da görülebilir. Virgülle ayrılmış sıralı isim cümlelerinde birin¬ci yüklem olumlu, ikinci yüklem olumsuz ise iki yüklem ayrı ayrı ek eylemlerle tamamlan¬malıdır.
• Küçük kızın davranışları çok itici, yüzü de pek sevimli değildi.
Bu cümleden çıkan an¬lam şudur: “Küçük kızın davranışları çok itici değildi, yü¬zü de pek sevimli değildi.” Oysa anlatılmak istenen bundan farklıdır. Cümlenin doğru biçimi şöyle olmalıdır: “Küçük kızın davranışları çok iticiydi, yüzü de pek sevimli değildi.”

• Londra’da hava yağmurlu fakat soğuk değildi.
Bu cümleden de “hava hem yağmurlu değildi hem de soğuk değildi” şeklinde bir anlam ortaya çıkmaktadır. Cümledeki anlatım bozukluğu birinci yükleme uygun ek eylemin getirilmesiyle giderilebilir: Londra’da hava yağmurluydu fakat soğuk değildi.

7. Tamlama Yanlışlıkları
Ad ve sıfat tamlamalarında dil bilgisi kuralla¬rına aykırı kullanımlar, tamlayan ile tamlanan ara¬sındaki uyumsuzluklar ve yanlış anlamlara neden olacak tamlamalar cümlenin anlatımını bozar.
Tamlamalarla ilgili yanlışlıkları aşağıdaki ne¬denlere dayalı olarak inceleyebiliriz:

a) Tamlama Eklerinin Eksik ya da Yanlış Kullanılması:
Belirtili ya da zincirleme ad tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına çok sayıda sözcük girebilir. Böylece tamlayan ile tamlanan arasındaki uyumsuzluk gözden kaçabilir. Bu durumda tamlamayı oluşturan sözcüklerin iyi tespit edilmesi gerekir.

• Bu ödül, yayınevimizin ünlü şaire armağandır.
tamlayan tamlanan

Bu tamlama “yayınevimizin armağanıdır” biçiminde düzeltilirse anlatım da düzelmiş olur.

• Eldeki veriler bütün yönleriyle analiz edilmesi gerekir.
tamlayan tamlanan
Tamlayan eki eksik olduğundan anlatım bozukluğu oluşmuştur. Bu cümledeki anlatım bozukluğu “eldeki veriler” söz grubuna “-in” ekinin getirilmesiyle giderilebilir. (eldeki verilerin)

b) Ortak Olmayan Tamlamanın Ortakmış Gi¬bi Kullanıl-ması:
• Dersin son bölümünde belgisiz ve kişi zamirleri konusunu işlemiştik.
“Belgisiz ve kişi zamirleri” söz grubu tamlananı ortak bir ad tamlamasıdır. Ortak tamlanan olan “zamirleri” sözcüğü “belgisiz” sözcüğünü karşılayamamaktadır. O halde her tamlayan için ayrı birer tamlanan olmalıdır:
Dersin son bölümünde belgisiz zamirler ve kişi zamirleri konusunu işlemiştik.

c) Tamlayan-Tamlanan Uyumsuzluğu:
Türkçede sayı sıfatlarından ve nicelik bildiren kimi belgisiz sıfatlardan sonra gelen adlar ço¬ğul eki almaz. Tamlamalarda yapılan dil yanlışlarından biri de budur.

• Birkaç önemli işlerim vardı. (Y)
• Birkaç önemli işim vardı. (D)
• İş yerinde birçok sorunlar yaşanmıştı. (Y)
• İş yerinde birçok sorun yaşanmıştı. (D)
• Her öğrenciler kendi sırasını bilmelidir. (Y)
• Her öğrenci kendi sırasını bilmelidir. (D)
• Çok sayıda ağaçlar dikilmişti buraya. (Y)
• Çok sayıda ağaç dikilmiş buraya. (D)

8. Noktalama İşaretlerinin Eksikliği
Noktalama işaretleri cümlelerdeki anlamın belirgin bir şekilde ifade edilmesi için kullanılır. Noktalama işaretinin kullanılmaması ya da yerli yerinde kullanılmaması anlamın başka yönlere kaymasına neden olur. Bu durum en çok virgül işaretinin eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

6. Ek Eylem Eksikliği
Türkçede “idi, imiş, ise” sözcükleri ek eylem olarak kullanı-lır. Bunların gerektiği yerde kullanıl¬maması anlatım bozuk-luğuna yol açar.
Ek eylem, yüklem görevli sözcük veya söz gruplarına getirildiği için ek eylemin neden ol¬duğu bozukluklar, bir bakıma yüklem yanlışı olarak da görülebilir. Virgülle ayrılmış sıralı isim cümlelerinde birin¬ci yüklem olumlu, ikinci yüklem olumsuz ise iki yüklem ayrı ayrı ek eylemlerle tamamlan¬malıdır.
• Küçük kızın davranışları çok itici, yüzü de pek sevimli değildi.
Bu cümleden çıkan an¬lam şudur: “Küçük kızın davranışları çok itici değildi, yü¬zü de pek sevimli değildi.” Oysa anlatılmak istenen bundan farklıdır. Cümlenin doğru biçimi şöyle olmalıdır: “Küçük kızın davranışları çok iticiydi, yüzü de pek sevimli değildi.”

• Londra’da hava yağmurlu fakat soğuk değildi.
Bu cümleden de “hava hem yağmurlu değildi hem de soğuk değildi” şeklinde bir anlam ortaya çıkmaktadır. Cümledeki anlatım bozukluğu birinci yükleme uygun ek eylemin getirilmesiyle giderilebilir: Londra’da hava yağmurluydu fakat soğuk değildi.

7. Tamlama Yanlışlıkları
Ad ve sıfat tamlamalarında dil bilgisi kuralla¬rına aykırı kullanımlar, tamlayan ile tamlanan ara¬sındaki uyumsuzluklar ve yanlış anlamlara neden olacak tamlamalar cümlenin anlatımını bozar.
Tamlamalarla ilgili yanlışlıkları aşağıdaki ne¬denlere dayalı olarak inceleyebiliriz:

a) Tamlama Eklerinin Eksik ya da Yanlış Kullanılması:
Belirtili ya da zincirleme ad tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına çok sayıda sözcük girebilir. Böylece tamlayan ile tamlanan arasındaki uyumsuzluk gözden kaçabilir. Bu durumda tamlamayı oluşturan sözcüklerin iyi tespit edilmesi gerekir.

• Bu ödül, yayınevimizin ünlü şaire armağandır.
tamlayan tamlanan

Bu tamlama “yayınevimizin armağanıdır” biçiminde düzeltilirse anlatım da düzelmiş olur.

• Eldeki veriler bütün yönleriyle analiz edilmesi gerekir.
tamlayan tamlanan
Tamlayan eki eksik olduğundan anlatım bozukluğu oluşmuştur. Bu cümledeki anlatım bozukluğu “eldeki veriler” söz grubuna “-in” ekinin getirilmesiyle giderilebilir. (eldeki verilerin)

) Ortak Olmayan Tamlamanın Ortakmış Gi¬bi Kullanılması:
• Dersin son bölümünde belgisiz ve kişi zamirleri konusunu işlemiştik.
“Belgisiz ve kişi zamirleri” söz grubu tamlananı ortak bir ad tamlamasıdır. Ortak tamlanan olan “zamirleri” sözcüğü “belgisiz” sözcüğünü karşılayamamaktadır. O halde her tamlayan için ayrı birer tamlanan olmalıdır:
Dersin son bölümünde belgisiz zamirler ve kişi zamirleri konusunu işlemiştik.

c) Tamlayan-Tamlanan Uyumsuzluğu:
Türkçede sayı sıfatlarından ve nicelik bildiren kimi belgisiz sıfatlardan sonra gelen adlar ço¬ğul eki almaz. Tamlamalarda yapılan dil yanlışlarından biri de budur.

• Birkaç önemli işlerim vardı. (Y)
• Birkaç önemli işim vardı. (D)
• İş yerinde birçok sorunlar yaşanmıştı. (Y)
• İş yerinde birçok sorun yaşanmıştı. (D)
• Her öğrenciler kendi sırasını bilmelidir. (Y)
• Her öğrenci kendi sırasını bilmelidir. (D)
• Çok sayıda ağaçlar dikilmişti buraya. (Y)
• Çok sayıda ağaç dikilmiş buraya. (D)

8. Noktalama İşaretlerinin Eksikliği
Noktalama işaretleri cümlelerdeki anlamın belirgin bir şekilde ifade edilmesi için kullanılır. Noktalama işaretinin kullanılmaması ya da yerli yerinde kullanılmaması anlamın başka yönlere kaymasına neden olur. Bu durum en çok virgül işaretinin eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

• İhtiyar adamın nereye gideceğini hemen tahmin etmişti.
Bu cümleden iki anlam çıkarılabilir:
a. Bir kişi, ihtiyar bir adamın nereye gittiğini tahmin etmiş. (bu durumda özne “o”dur.)
b. İhtiyar bir kişi, adamın nereye gittiğini tahmin etmiş. (bu durumda özne “ihtiyar”dır.)
Bu cümleyi dile getiren anlatıcı “ihtiyar” sözcüğünü özne olarak kullanmışsa bu anlam karışıklığına mahal vermemek için bu sözcükten sonra mutlaka virgül getirilmelidir.

• İnci dişlerini fırçalıyordu.
Cümlesinde virgülün kullanılmaması cümlede anlam ikiliğine yol açmıştır. Acaba İnci adında bir kişi mi dişlerini fırçalıyor, yoksa bir kişi inciye benzeyen dişlerini mi fırçalıyor?

mm
Paylaş:
"Anlatım Bozuklukları" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
HEMEN YORUM YAP
"Anlatım Bozuklukları" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.
facebook
Lise Dil ve Edebiyat